Tevhid Yolumuz

Şüphesiz iman edenler; yani yahudilerden, hıristiyanlardan ve sâbiîlerden Allah'a ve ahiret gününe hakkıyla inanıp sâlih amel işleyenler için Rableri katında mükâfatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku yoktur. Onlar üzüntü çekmeyeceklerdir.(BAKARA 62.)

Tevhid Yolumuz

İSİM VE SIFATLAR TEVHİDİ





İSİM VE SIFATLAR TEVHİDİ
Allah'ın kendini Kur'an'da vasfettiği, Rasulullah (s.a.s)'in sahih sünnetlerinde bizlere açıkladığı üzere, bütün noksanlıklardan uzak, yani kemal sıfatlara sahip olduğuna, mahlukata benzemediğine ve bu sıfatların varlığına ibtal etmeksizin inanmaktır.

 
Bu Tevhidi sağlayabilmek için üç temel noktaya dikkat etmek gerekir:
 
1 - Allah'ın isim ve sıfatlarını Kur'anı Kerim ve sahih sünnette bildirildiği şekliyle kabul etmek. Bu isim ve sıfatları artırmadan, azaltmadan, saptırmadan, sapık tevillerle tevil etmeden, olduğu gibi kabul etmek.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
 
"Yoksa İbrahim, ismail, İshak, Yakub ve torunlarının yahudi ve hristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? Peki siz mi yoksa Allah mı daha iyi bilir?" de. Allah tarafından kendisine bildirilen bir gerçeği gizleyenden daha zalim kim vardır? Allah yaptıklarınızdan gafil değildir."(Bakara: 140)                           
 
Ahmed b. Hanbel: "Allah, Kur'an'da kedini vasfettiği, sahih sünnette bildirildiği şeklin dışında vasfedilemez." 
 
(Er-Ravda en-Nehdiyye s: 22)             
 
Buhari'nin Şeyhi, Naim İbni Hammad şöyle dedi:
 
"Allah'ı yarattığına benzeten kişi kafir olur. Allah'ın kendini ve Rasulullah'ın Allah'ı vasfettiği şeyleri inkar eden kişi de kafir olur."
 
(Er-Ravda en-Nehdiyye s: 22, İthafil- Kainat s: 6)
 
2 - Allah'ı mahlukata benzetmemek.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
 
"O'nun benzeri hiçbir şey yokur. O işitendir, görendir."( Şura: 11)   
 
"Hiçbir şey O'na denk değildir."(İhlas: 4)               
 
3 - Allah'ın sıfatlarının mahiyyetini araştırmamak. Allah'ın sıfatlarını olduğu gibi kabul etmek, mahiyeti hakkında soru sormamak gerekir. Allah'ın sıfatları zatının mahiyetine bağlıdır. Allah'ın zatının mahiyetini insanlar idrak edemeyecekleri için bu konuda soru sormamaları gerekir.
İmam Malik, Allah'ın istivası hakkında soru sorulduğunda şöyle dedi:
 
"İstiva bilinen bir şeydir. Keyfiyyeti ve nasıl olduğu bilinmez. O'na iman farzdır. Mahiyeti hakkında soru sormak bid'attir."
 
(Er-Ravda en-Nehdiyye s: 29)                   
Bir adam: "Allah dünya semasına nasıl iner?" diye sorarsa ona şöyle cevap veririz: Önce: "Allah nasıldır?" diye sorarız. Bize: "Allah'ın keyfiyetini bilmiyorum" diye cevap verince o zaman ona şöyle deriz: "Allah'ın sıfatı zatının mahiyetine bağlıdır. Allah'ın zatını bilemeyeceği-imizden dolayı O'nun nasıl indiğini de bilemeyiz."
İşte diğer sıfatlar (görmesi, işitmesi, konuşması) da böyledir.
Şu hususlar, Allah'ın zatı hakkında düşünülemez.
 
1 - Teşbih (benzetme): Allah'ın sıfatlarını mahlukata benzetme. Hristiyanların Mesih'i, yahudilerin Uzeyr'i, müşriklerin putları Allah'a benzetmeleri gibi. Ayrıca Allah'ın yüzünü, elini, duymasını, konuşmasını, inişini, mahlukata benzetmek gibi.
 
2 - Te'vil yoluyla sıfatları ibtal etmek veya değiştirmek. Allah'ın isim ve sıfatlarına eklemeler veya kısaltmalar yaparak manalarını saptırmak. Nisa: 164 ayetindeki "Allah, Musa ile konuştu" ibaresindeki Allah lafzının merfu değil mensub olarak okunmasının teklifi gibi. O zaman mana "Musa Allah ile konuştu, fakat Allah onunla konuşmadı" şeklinde olacak ve ayetin anlamı tamamen değişecek, dolayısıyla Allah'ın kelam sıfatı ibtal edilecektir.
İmam Ebu Hanife (r.a) şöyle diyor: "Allah bir şey (varlık)dir. Fakat diğer şeyler gibi değildir. O'nun varlığı cisim, cevher (bir şeyi oluşturan en küçük parça), araz (varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olan. Örneğin; tatlı, acı, yumuşak, sert) had, zıd, eş ve ortaktan uzaktır. O'nun Kur'an'da zikrettiği gibi eli, yüzü ve nefsi vardır. Allah'ın Kur'an'da zikrettiği el, yüz ve nefis gibi şeyler keyfiyetsiz sıfatlardır. O'nun eli; kudreti veya nimetidir denilemez. Zira bu takdirde sıfat ibtal edilmiş olur. Bu Kaderiyye ve Mutezile'nin görüşüdür. O'nun elinin keyfiyyetsiz bir sıfat olması gibi gazabı ve rızası da keyfiyetsiz sıfatlarından iki sıfattır.
 
(El-Fıkhul Ekber)                                                          
Sahabeler, tabiin ve dört imam Kur'an'da ve sahih sünnette geçen Allah'ın sıfatlarını bozuk teviller yapmadan mahlukata benzetmeden zahirine göre olduğu gibi kabul ederlerdi. Bir kişi onlara Allah'ın sıfatları hakkında soru sorduğu zaman, sıfatlar hakkındaki Kur'an ve sahih sünnetten delili zikrettikten sonra lafa fazla dalmadan: "işte Allah şöyle ve böyle diyor. Bu konuda bilmeden konuşmayız. Bilmediğimiz bir konuda konuşarak Allah'ın bizim için koymuş olduğu sınırı aşmak istemeyiz" derlerdi.
Soran kişi ısrarla daha fazla bilgi almak istediği taktirde onu azarlarlardı. Çünkü onların istediği şey kendilerine Rasulullah'ın öğretmediği ve devam edildiğinde onları bid'ate ve sapıklığa sürükleyecebilecek bir şeydir. Sahabeler ve onlara tabi olanlar; Allah'ın kendilerine farz kıldığı ve yapmalarını istediği şeylerle meşgul olurlardı. Allah'a iman, namaz kılmak, zekat vermek, oruç, hac, cihad, sadaka vermek, yararlı ilim tahsil etmek, insanlara hayrı tebliğ etmek ve şerden uzaklaştırmak, zalime karşı gelmek, yani kısaca kendilerine cenneti kazandıracak ve cehenemden uzaklaştıracak şeylerle uğraşırlardı.
Allah'ın kendilerine farz kılmadığı, kendilerine fayda sağlamayan şeylerle vakit geçirmez, bildiklerinde kendilerine fayda vermeyecek meseleleri öğrenmeye çalışmazlardı.
 
3 - Ta'tiyl (Allah'ın sıfatlarını kabul etmemek): (Allah kemal sıfatlara sahiptir ve mahlukata benzemekten uzaktır. Allah'ın zatına layık olan sıfatlar Kur'an ve sahih sünnette geçmektedir. Bu sıfatları mahlukata benzemeksizin, olduğu gibi kabul etmek gerekir. Aksi davranışlar insanı İslam dairesinden çıkmaya götürür.

 

İsim ve Sıfatların (esma'i hüsna nın) Özlü Manaları:

1 - Allah: Varlığı aklen gerekli olup bütün kemal ve olgunluk sıfatlarını taşıyan, her nevi eksiklikten pak olan ve varlığı başka varlığa muhtaç olmayan ezeli ve ebedi Zati Bari'nin özel ismidir. Bu yüce isim tarih boyunca Zati Bari'den başka hiçbir varlığa verilmemiştir ve başka varlık hakkında kullanılmamıştır. Kullanılması da caiz değildir. Allah lafzı, Zati Bari'nin en meşhur ismidir ve bazı alimlere göre İsmi Azam'dır.
2 – Er-Rahman: Merhameti bol ve dünyada mü'min'lere ve kafirlere şümullü olan. Bu isim Allah'a mahsustur. O'ndan başka hiçbir varlığa isim olarak verilemez veya sıfat olarak kullanılamaz.
3 – Er-Rahim: Merhameti bol olan ve ahirette yalnız mü'minlere merhamet eden demektir. Bu isim başka varlıklar hakkında da sıfat olarak kullanılabilir. Mesela falan kişi rahimdir, denilebilir, fakat falan kişi rahmandır denilemez.
4 – El-Melik: Bütün varlıklarda tasarruf eden, yaratma, yaşatma, öldürme ve yok etmek gibi fiilleri işleyen, dilediği gibi yetkisini kullanan demektir. Bu isim, tam mülkiyet ve saltanat sahibi, şeklinde de açıklanabilir.
5 – El-Kuddus: Ayıplardan ve kusurlardan münezzeh ve tertemiz demektir.
6 - EsSelam: Her türlü noksanlıklardan selamette olan veya kullarını tehlikelerden selamete çıkaran demektir.
7 – El-Mü'min: Kullarına verdiği vaadi yerine getiren veya kullarını ahirette azaptan emin kılan demektir. Yani bu kelime iman veya eman kökünden alınma olabilir.
8 – El-Muheymin: Layık'ı veçhiyle gözetleyip koruyan veya herşeyi bilen veya her kulun yaptığını ahirette beyan buyuran veya kullarının işlerini ve ihtiyaçlarını görüp onları yöneten demektir.
9 – El-Aziz: Galip ve güçlü olan, herşeyi yenen ve hiçbir şeye yenilmeyen demektir.
10 – El-Cabbar: Dilediği emir ve yasaklara kullarını icbar eden, kahredici demektir.
11 – El-Mütkebbir: Azamet ve kibriya sahibi olan veya yarattıkların sıfatlarından çok yüce ve üstün sıfat sahibi olan veya kibirli ve zalim kullarına hadlerini bildiren ulu zat demektir.
12 – El-Halık: Yoktan vareden, yaratan demektir.
13 -  El-Bari: Bir örnek ve emsale ihtiyaç duymadan yaratan.
14 – El-Musavvir: Varlıklara şekil verip tertibe sokan, her varlığa belirli bir suret veren demektir.
15 – El-Gaffar: Azabı hak edenleri bağışlayıcı demektir.
16 – El-Kahhar: Bütün mevcudata galiptir. Herşey O'nun kudretiyledir. Hiçbir şey O'nun hükmünün dışına çıkamaz.
17 – El-Vehhab: Kullarına karşılıksız in'am ve ihsan eden manasına gelir.
18 – Er-Rezzak: Canlı yaratıkların rızkını dilediği şekilde ve dilediği gibi verendir.
19 – El-Fettah: Zorlukları kolaylaştıran ve zaferleri yaratan, rahmet ve rızık kapılarını açan demektir.
20 – El-Alim: Herşeyi bilen demektir.
21 – El-Kaabıd: Dilediğinin rızkını kısan veya kullarının ruhlarını kabzeden, alan demektir.
22 – El-Basıt: Dilediği kullarının rızkını genişleten veya ruhları cesedlere yayan demektir.
23 – El-Hafıd: Dilediği kulu aziz eden demektir.
24 – Er-Rafi: Dilediğini yükselten demektir.
25 – El-Muiz: Dilediğine izzet ve kuvvet veren, dilediğini de ilimle yükseltendir.
26 – El-Muzill: Dilediği kulu zelil ve hakir kılan demektir.
27 – Es-Semi: Herşeyi işiten demektir.
28 – El-Basir: Aydınlık, karanlık, gece, gündüz, uzak, yakın, küçük, büyük herşey O'nun müşahedesi altıdadır. Yani herşeyi gören demektir.
29 – El-Hakem: Hükmünün reddi mümkün değildir. Hükümlerinde zulüm ve cefa vaki olmaz.
30 – El-Adl: Varettiği veya yokettiği herşeyde adildir.
31 – El-Latif: Kulları farkında olmadıkları halde onlara yumuşaklıkla muamele edendir.
32 – El-Habir: Açık ve gizli her şeyden haberdar olan, herşeyin iç yüzünü bilen demektir.
33 – El-Halim: Hilim sahibi olan demektir.
34 – El-Azim: İnsan aklının erişemeyeceği derecede büyük.
35 – El-Gafir: Kullarının günahlarını örten, mağfiret eden demektir.
36 – Eş-Şekur: Azıcık iyi amel karşılığında bol sevap veren veya itaatkar kullarını öven demektir.
37 – El-Aliy: Yüksek ve yüce olan.
38 – El-Kebir: Büyüklükte, kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen demektir.
39 – El-Hafız: Mevcudatı, murad ettiği ana kadar zevale uğramaktan korur.
40 – El-Mukit: Vakitleri yaratandır.
41 – El-Hasib: Kulların yaptığı herşeyi muhasebeye tabi tutandır.
42 – El-Celil: Azametli ve yüce demektir.
43 – El-Kerim: Kerem ve lütfu bol olan demektir.
44 – Er-Rakib: Gözeten.
45 – El-Mucib: Dua ve istekleri kabul edendir.
46 – El-Vasi: Cömertliği bütün kainatı, ilmi bütün ilimleri, kudreti bütün kuvvetleri ihata eden demektir.
47 – El-Hakim: Hüküm ve hikmet sahibidir. Herşeyi olduğu gibi bilir. Gerekeni en güzel şekilde yapar.
48 – El-Vedud: Salih ve ibadete düşkün kullarını çok seven ve itaatkar kulları tarafından çok sevilen demektir.
49 – El-Mecid: Keremi bol olan ve tasavvur edilemeyecek derecede ikramı çok olan demektir.
50 – El-Bais: Kullarını ölümlerinden sonra dirilten veya ümmetlere nebi ve rasuller gönderen demektir.
51 – Eş-Şehid: Bilinenin ve bilinmeyenin şahididir.
52 - El-Hakk: Varlığı ve ilahlığı gerçek olan veya hakkaniyet ve adaletle tasarrufta bulunan demektir.
53 – El-Vekil: Dilediği kullarının maslahatlarını ve menfaatlerini tefekkül eden demektir.
54 - El-Kaviyy: Gücü herşeye yeten demektir.
55 – El-Metin: Gücü şiddetli olan, herhangi bir güçlük, meşakkat ve sıkıntı çekmeyen demektir.
56 - El-Veliyy: Yardımcı veya kullarının ve tüm alemlerin işlerini düzenleyici, yönetici ya da evliya olan kullarını seven demektir.
57 – El-Hamid: Övgüye layık olandır.
58 - El-Muhsi: Sayılan herşeyin sayısını bilir.
59 – El-Mubdi: Daha önce emsali olmaksızın mevcudatı ilk yaratan demektir.
60 – El-Muiyd: Mahlukatı ölümünden sonra diriltendir.
61 – El-Muhyi: İhya eden, yaşatan demektir.
62 - El-Mumit: Öldüren demektir.
63 - El-Hayy: Ezeli ve ebedi diri olan demektir.
64 - El-Kayyum: Bizatihi kaim ve başka tüm varlıkları ayakta tutan, onları yönetip gözeten demektir.
65 - El-Vacid: Asla muhtaç olmayan, zengin demektir.
66 - El-Macid: Keremi bol olan ve tasavvur edilemeyecek derecede ikramı çok olan demektir.
67 – El-Vahid: Bir olan, yani; zatında, sıfatlarında ve fiillerinde ortağı, benzeri olmayan demektir.
68 – Es-Samed: En ulu ve yüce varlık veya bütün ihtiyaçların giderilmesi için başvurulan tek merci ya da daim ve baki olan demektir.
69 – El-Kadir: Herşeye gücü yeten demektir.
70 – El-Muktedir: İktidar sahibi demektir.
71 – El-Mukaddim: Eşyaları layık olduğu yere koyan demektir.
72 – El-Muahhir: Dilediğini öne alıp dilediğini geriye bırakandır.
73 – El-Evvel: Ezelden beri var olan, varlığının başlangıcı olmaya, hiçbir şey yok iken de varlık sıfatını taşıyan demektir.
74 – El-Ahir: Ebedi olan, varlığının sonu olmayan, sonsuz kalıcı olan demektir.
75 – Ez-Zahir: Sıfat ve fiillerinin eserleri ile varlığı apaçık olan, sayısız akli delillerle isbat edilen demektir. Bu isim; herşeyden üstün ve herşeye hakim, galib olan diye de açıklanmıştır.
76 – El-Batın: Yaratıkların gözlerinden gizli olan, gözlerin O'na bakmaya ve O'nu görmeye muktedir olmayan demektir.
77 – El-Vali: Bütün varlıkların tek sahibi ve mutasarrıfı olan demektir.
78 – El-Mütealiy: Şanı yüce olan, iftiracıların isnad ettikleri noksanlıklardan pak ve üstün olan veya her türlü övgünün üstünde olan demektir.
79 – El-Berr: Kullarına şefkatli olup ikramda bulunan demektir.
80 – Et-Tevvab: Kullarının tevbelerini bolca kabul buyuran demektir.
81 – El-Muntakim: İntikam alan demektir.
82 – El-Afuvv: Mü'min kullarının günahlarını affedici demektir.
83 – Er-Rauf: Kulları hakkında kolaylık gösteren demektir.
84 – El-Malik'ul Mülk: Yarattığı şeyler üzerinde dilediği şekilde tasarruf hakkına sahip olan, mülkün tek sahibi demektir.
85 - Zü'l -Celali Ve'l İkram: Celal ve cemal sıfatlarının sahibi, büyüklük ve ikram sahibi demektir.
86 - El-Muksid: Adil olan, mazlumun hakkını zalim-den alan demektir.
87 - El-Cami: Hesap günü için kullarını toplayan demektir.
88 - El-Ganiyye: Hiçbir şeye muhtaç olmayan ve herşeyin kendisine muhtaç olması demektir.
89 - El-Muğni: Dilediğine zenginlik veren demektir.
90 - El-Mani: İtaatkar kullarını koruyup onlara yardım eden veya kullarını dilediklerinden men edip onlara zatının dilediğini veren demektir.
91 - Ed-Dar: Dilediği kuluna zarar veren, O'nun takdiri olmadan kimseye fayda dokunmayan demektir.
92 - En-Nafi: Dilediği kuluna menfaat veren, O'nun takdiri olmadan kimseye fayda dokunmayan demektir.
93 – En-Nur: Görebilen gözler O'nun nuru ile görür. Yolunu şaşıranlar O'nun gösterdiği hidayet yolu ile nura kavuşup, aydınlığa çıkar.
94 – El-Hadiy: Hidayet veren demektir.
95 – El-Bedi: Eşyayı emsalsiz olarak yaratan demektir.
96 – El-Baki: Ebedi kalıcı olan demektir.
97 – El-Varis: Bütün varlıkların hakiki mirasçısı olup hepsi yok olduktan sonra da kalıcı olan demektir.
98 – Er-Reşid: İnsanları hayırlı yollara irşad edici demektir.
 
     99 - EsSabur: Hilim sahibi olan, azab etmede acele etmeyen demektir.
 
(İbni Mace)
Bugün 26 ziyaretçi (50 klik) kişi burdaydı!


=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=