Tevhid Yolumuz

Şüphesiz iman edenler; yani yahudilerden, hıristiyanlardan ve sâbiîlerden Allah'a ve ahiret gününe hakkıyla inanıp sâlih amel işleyenler için Rableri katında mükâfatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku yoktur. Onlar üzüntü çekmeyeceklerdir.(BAKARA 62.)

Tevhid Yolumuz

RUBUBİYET TEVHİDİ


RUBUBİYET TEVHİDİ

Allah (c.c)'nun bu kainatı tek başına yarattığına, yarattıklarının sahibi olduğuna, hükmünde takipçisi olmadığına, dirilten, yaşatan ve öldürenin O olduğuna, bütün canlıların rızıklandırıcısı, her şeyin yöneticisi olduğuna, Allah'tan başka hiç kimsenin ve hiçbir şeyin ne kendi nefsine ne de başkasına O'nun izni ve dilemesi olmadıkça zarar ve fayda veremeyeceğine, dualara yalnızca O'nun icabet edeceğine inanmaktır. Allah'ın kaza ve kaderine inanmak da bu Tevhidin kapsamına girer.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor: "Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratan ve sonra arşa istiva eden, gündüzü durmadan kovalayan gece ile bürüyen, güneşi, ayı, yıldızları, hepsini buyruğuna baş eğdirerek yaratan Allah’tır. Bilin ki yaratma da emir de O'nun hakkıdır. Alemlerin Rabbi olan Allah yücedir."(A'raf: 54)

Tevhidin bu türü Kur'an'da çok açık bir şekilde geçmektedir. Çünkü Rububiyyet Tevhidi, Tevhidin diğer türlerinin temelini oluşturmaktadır. Zira ancak kainatı ve tüm mahlukatı tek başına yaratan, mülkün sahibi ve hükümranı olan zata ibadet edilir, O'na boyun eğilir, yalnız O'na hamd ve şükür edilir, yalnız O'na dua edilir, yalnız O'ndan yardım istenir ve O'ndan umulur. Çünkü bu zatın yaratma işinde ortağı olmadığı gibi ibadet edilme ve hükmetme işinde de ortağı yoktur. Elbetteki yaratan yaratmayan gibi değildir. Aynı şekilde bu sıfatlar ancak kainatın yaratıcısı, sahibi ve idare edicisi olan zata layıktır. Allah'ın Rabliğini kabul etmek, O'nun kemal sıfatlara sahip olduğunu kabul etmekle geçerli olur. Çünkü kemal sıfatlar sadece Alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. Çünkü sağ olmayan, duymayan, görmeyen, kudret sahibi olmayan, konuşmayan, dilediğini yapamayan, sözünde ve fiilinde hikmet sahibi olmayan bir zat bu kainatın sahibi ve Rabbi olamaz. Allah (c.c) Kur'an'ı Kerim'de Rabubiyyet Tevhidini zikrederken; O'na hamdetmek, O'na ibadet etmek, O'na teslim olmak, O'nun sıfatlarını ve güzel isimlerini açıklamak için zikretmiştir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor: "Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur." (Fatiha: 1) "Hamd, göklerin,yerin ve Alemlerin Rabbi olan Allah içindir."(Casiye: 36)

İbadet yalnızca Alemlerin Rabbi olan Allah'a yapılır ve yalnızca O'nun hükmüne teslimiyet gösterilir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor: "De ki: "Arkadaşları "bize gel" diye doğru yola çağırırken, şeytanların yeryüzünde şaşırttıkları bir kimse gibi geriye mi dönelim. Allah bizi doğru yola eriştirdikten sonra bize faydası olmayan, zarar da veremeyen Allah'tan başka şeylere mi yalvaralım?" De ki: "Doğru yol ancak Allah'ın yoludur. Alemlerin Rabbinin hükmüne teslim olmakla emrolunduk." (En'am: 71)


Yalnızca bu kainatı yaratana ihlasla yönelinir. Ve yalnız O'nun rızası için ibadet yapılır.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"De ki: "Namazım, kestiğim kurban, hayatım ve ölümüm Alemlerin Rabbi olan Allah içindir."(En'am: 162) Yalnız Allah dost edinilir. O'nun için sevi yine O'nun için buğzedilir. Yani, ancak Allah'ın övülmesini emrettiği kişiler sevilir, sevilmesini yasakladığı kişiler ise asla sevilmez ve dost da edinilmez.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Gökleri ve yeri yaratan, beslenmeyip besleyen Allah'tan başka bir dost mu edinirim?" de. Asla ortak koşanlardan olma!"(En'am: 14) Dua yalnız Allah'a yapılır. Allah (c.c) şöyle buyuruyor: "Rabbinize gönülden ve gizlice yalvarın. Doğrusu O, aşırı gidenleri sevmez." (Araf: 55) Yalnız O'na ibadet edilir.


Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Beni yaratana ne diye ibadet etmeyeyim? Siz de O'na döneceksiniz." (Yasin: 27)

"Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, O'na karşı gelmekten korunmuş olabilesiniz. O yeryüzünü size bir döşek ve göğü de bir bina kıldı. Gökten su indirip onunla size rızık olmak üzere ürünler meydana getirdi. Artık bile bile Allah'a eş koşmayın."(Bakara: 21-22)

Ancak gökleri, yeri ve içindekileri yaratan ve yaratma işinde ortağı olmayan zat ibadet edilmeye layıktır. Yalnız O ilah ve dost edinilir. İnsanlar O'nun rızası için dost edinilir. Yalnız O'nun hükmüne teslim olunur. Yalnız O'na dua edilir ve yine yalnız O'ndan yardım istenir. Kur'an gökleri ve yeri ve bu ikisinin arasındakileri yaratanın Allah olduğunu hatırlattıktan sonra güzel isimlerin de yalnız O'na ait olduğunu bildiriyor.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Allah, O'ndan başka ilah olmayan, kedisini uyuklama ve uyku tutmayan, diri, her an yarattıklarını gözetip durandır. Göklerde olan ve yerde olan ancak O’nundur. O'nun izni olmadan katında kim şefaat edebilir? Onların istediklerini ve isteyeceklerini bilir, dilediğinden başka ilmiden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Onların gözetilmesi O'na ağır gelmez. O yücedir, büyüktür."(Bakara: 255)

Gökleri, yeri ve bunların içindekileri yaratan zat hiç ölmeyen Hayy, Kayyum, Alim, Hafız ve yüce olan büyük bir zattır.Bu sıfatlar da ancak bu yüce zata layıktır.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"And olsun ki insanı biz yarattık. Nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz. Biz ona şah dama-rından daha yakınız." (Kaf: 16)

"Yaratan bilmez olur mu? O Latif'dir, haber-dardır."(Mülk: 14)

Şüphesiz bu kainatı hiçbir şeye muhtaç olmaksızın tek başına yaratan zat, yarattıklarını korur ve onların yaptıklarını da gizlediklerini de bilir. Allah (c.c)'nun her şeyin Rabbi ve yaratıcısı olduğuna inanan, bununla beraber ibadet türlerinden bir tanesini dahi Allah'tan başkasına ya da Allah'la beraber bir başkasına yapan veya Allah'ın isim ve sıfatlarını inkar eden, onları mahlukata ait olan sıfatlara benzeten veya onları fasid (bozuk) bir şekilde tevil eden kişilere, kabul etmiş oldukları bu rububiyyet tevhidi hiçbir fayda sağlamayacak, onların iman dairesinden çıkıp şirk ve küfür bataklığına gömülmelerine engel olmayacaktır. Müşrikler Rububiyyet Tevhidini kabul ettikleri halde Allah (c.c) onları müslüman kabul etmiyor. Çünkü onlar ibadeti Allah'a has kılmıyorlar ve Allah'ın isim ve sıfat-larının bir kısmını inkar ediyorlardı.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Onların çoğu ortak koşmadan Allah'a inanmazlar."(Yusuf: 106)

Mücahid (r.a) bu ayet hakkında şöyle diyor: "Buradaki müşrikler "Allah bizi yarattı, bize rızık verdi, bizi yaşatan ve öldürecek olan O'dur" demelerine ve Allah'a bu şekilde inanmalarına rağmen Allah ile beraber başkalarına da ibadet etmek suretiyle Allah'a eş koşmuşlardır."(Taberi Tefsiri c: 16 s: 287)

İbni Abbas, Ata, İkrime, Şa'bi, Katade, Dahhak bu ayetteki müşrikler hakkında şöyle diyorlar: O müşriklere: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorulduğunda "Allah" derler. Buna rağmen Allah ile beraber başkasına ibadet ederler. (İbni Kesir Tefsiri c: 2 s: 494, Taberi c: 16 s: 286)

Allah (c.c) müşriklerin Allah (c.c)'yu yaratan, rızıklandıran, öldürüp dirilten, fayda ve zarar veren, bütün işleri düzene koyan, mülkün yegane sahibi, koruyan fakat korunmaya ihtiyacı olmayan yüce bir varlık olarak bildiklerini ve kabul ettiklerini bildiriyor.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Andolsun ki, onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan: "Allah" derler. Öyleyken nasıl da aldanıp döndürülüyorlar?"(Zuhruf: 87)

"Andolsun ki onlara: "Gökleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorsan: "Allah'tır" derler. De ki: "Hamd Allah'a mahsustur." Ama çoğu bilmezler."(Lokman: 25)

"Andolsun ki onlara: "Gökleri ve yeri yaratan, güneşi, ayı buyruğu altında tutan kimdir?" diye sorsan şüphesiz: "Allah'tır" derler. Öyleyse niçin (aldatılıp) döndürülüyorlar? Andolsun ki onlara: "Gökten su indirip onunla ölümünden sonra yeri dirilten kimdir?" diye sorsan şüphesiz "Allah'tır" derler. De ki: "Hamd Allah içindir." Fakat çoğu bunu akletmezler."(Ankebut: 61-63)

"(Ey Muhammed!) Andolsun ki onlara: "Gökleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorsan: "Allah'tır" derler. De ki: "Öyleyse bana bildirin, Allah bana bir zarar vermek isterse Allah'ı bırakıp da taptıklarınız O'nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut bana bir rahmet dilerse, O'nun rahmetini önleyebilir mi?" De ki: "Allah bana yeter. Güvenenler O'na güvensin."(Zümer: 38)

"(Ey Muhammed!) De ki: "Size gökten ve yerden rızık veren kimdir? Kulak ve gözlerin sahibi kimdir? Diriyi ölüden çıkaran, ölüyü de diriden çıkaran kimdir? Her işi düzenleyen kimdir?" Onlar: "Allah'tır" diyecekler. "O halde O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de."(Yunus: 31)

"(Ey Muhammed!) De ki: "Biliyorsanız söyleyin, yer ve onda bulunanlar kimindir?" "Allah'ındır" diyecekler. "Öyleyse ders almaz mısınız" de. "Yedi göğün Rabbi ve o yüce arşın Rabbi kimdir?" de. "Allah'tır" diyecekler. "Öyleyse O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de." "Biliyorsanız söyleyin, her şeyin hükümranlığı elinde olan, barındıran fakat himayeye muhtaç olmayan kimdir?" de. "Allah'tır" diyecekler. "Öyleyse nasıl aldanıyorsunuz?" de. "Hayır! Biz onlara gerçeği getirdik ama onlar yalancıdırlar."(Mü'minun: 84-90)


Bu ayetlerden anlıyoruz ki Rububiyyet tevhidini kabul etmek, Uluhiyyet Tevhidiyle isim ve sıfat tevhidini kabul etmek demek değildir. İnsanların çoğunun şirke girmelerinin sebebi ibadet edilmeye sadece Allah (c.c) layık olduğu halde Allah ile beraber başkalarına ibadet etmeleridir.
Bugün 13 ziyaretçi (21 klik) kişi burdaydı!


=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=